| faruk's profileFaruk Tavuz 12 Aralık 20...PhotosBlogLists | Help |
|
September 01 Geçmişten Ders Alamamışız...DİYET Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey, NAZIM HİKMET RAN- 25 Haziran 1959 November 28 LoGoMFaruk Tavuz'un Space’i TıklaYıN İşte logomun HTLM kodu burda koymak isteyene tabii!!! <P align=center><FONT color=#ffffff size=6>Faruk Tavuz'un</FONT></P> November 26 Bir Tecavüzün Anatomisi :DBelgrad Ormanları'ında bir akşam üstü Nihahahah boşuna kıpraşma yavrum.Elimden kurtulamazsın.. Bağırmakta fayda etmez. Bu ormanda seni kimseler duyamaz. Sen iyisi mimeşhur sözü hatırla ve rahatla.Tecavüz kaçınılmazsa uzan keyfinebak..Heheheheh.. -Sen şimdi bana tecavüz mü edeceksin? -Yok nasihat edicem.Tabii ki tecavüz edicem. -Eminsin yani. -Tabii eminim,artık tecavüz etmek suç bile değil güzelim.Tecavüzüediyorsun,sonr a tecavüze uğrayan kız çaresiz seninle evlenmek zorundakalıyor,sen yırtıyorsun. -Demek yırtıyorsun? O zaman gel yırt bakalım.Hattasen zahmet etme,ben yırtıyım üstümü başımı.Nasıl olsa yenisini sen alacaksın. -Ne diyon sen bacım? -Bu ayakkabıları da parçalayabilir miyim?Bıktım kaç senedir giymekten. -Ohoooo.Amma konuştun ya. -Evet ben biraz fazla konuşurum.Şimdiden alışan iyi olur.Malum bir ömür aynı evi paylaşıcaz.Haa bi de unutmadan söyliyim,ben uyurken dişlerimi gıcırdatırım,sonra söylemedin deme. -Anlaşıldı,sen beni lafa tutup kaçmayı planlıyon ama yemezler. -Kim kaçacak?Ben mi ? Bence birazdan sen kaçıcan, müstakbel kocacığım. Önce şunu söyliyim,bizde nişanıda düğünüde erkek tarafı yapar bilesin.Nişanda 3 burma bilezik,bir altın saat,5 metrede altın kordon -Ohaaa!! -Bence oha joker hakkını hemen kullanma.Çünkü daha düğünde isteyeceklerimi sıralamadım. -Ne düğünü ya? -Aaaa düğünsüz hayatta evlenmem.Özel gelinlik isterim,ayrıca ablamların o gece giyeceği tuvaletler de bizzat ellerinden öper -Ablanlarmı ? -Evet bizde adetler böyle.Sen sormadan söyliyim,benim 4 ablam var.Sonra düğün salonda olucak.Havayi fişek gösterisi isterim.5 bilezik isterim,tek taş pırlanta yüzük isterim,yurt dışında balayı isterim,kirada oturmam ev isterim,Italyan mobilya isterim. -Yeteeeeerrrrrrr.Bacım ne yaptın ya ?Ben mi sana tecavüz ediyom,senmi bana tecavüz ediyon karıştırdım ha!!Ne bu be ? -Valla canın isterse kocacığım. -Ne kocası be? -Tecavüz edicen ya o bakımdan -Tövbe ..Vazgeçtim.Ben aklımı peynir ekmekle yemedim.Tecavüzün cezası kalkmamış aksine artmış. Bundan ala ceza mı olur?! Şu dakikadan itibaren dünya ahiret bacımsın.Kalk yürü eve bırakayım seni.Ulan bi tecavüz etme zevkimizvardı,onunda içine ettiler, iyi mi ? :D:D November 23 Bizim Jenerasyonun Ölümü :DBİZ NASIL ÖLÜRÜZ (bilgisayarcılar) İnsanın doğma durumu ne kadar gerçekse, ölme durumu da o kadar gerçektir. Yalnız, bizim jenerasyonun ölümü, diğer nesillerinkinden farklı olacak gibi geliyor bana. Buna taktım sabah sabah. Biz nasıl ölürüz, ardımızdan neler söylenir, neler yazılır, neler yapılır... Bunları irdeleyip ırgalamak istiyorum bugün. Her şeyden önce, biz ölmeyiz arkadaşlar. Ölüm eski nesillerin işi. Bizim işletim sistemimiz çöker. Hard diskimiz yeniden formatlanmayacak kadar eski ve bad sektör dolu olduğu için yeniden çalışmamız mümkün olmaz. Eskiler gibi gömülmeyiz de biz... Geri dönüşüm kutusuna atılırız vefakat geri dönüşemeyiz. Sanal ortamdan ebediyen siliniriz. Zaten hepimiz bir matrix içinde olduğumuz için tanım yanlış olmaz. Bizim mezar taşımız da olmaz bu alemde. Bunun yerine ?masa üstü kısayol ikonumuz? durur. Aslımız silindiği için tıklarsanız çalışmayız ama oradayızdır işte. Mezar taşı yerine geçen bu ikonun üzerinde de standart mezar taşlarında olduğu gibi "ruhuna fatiha" falan yazmaz. Daha ziyade şöyle şeyler olabilir: "Ruhuna fatiha forward et" "Bir fatiha send ediniz" "Ruhuna fatiha print" Bunun gibi işte... Ne de olsa bilgisayar jenerasyonuyuz biz. Bizim arkamızdan mevlit falan yapılır mı? Bence yapılmaz. Bunun yerine bir web sitesi açılır, onun içine mp3 formatında 41 Yasin, mevlit, hatim, hatim duaları falan yerleştirilip ziyaretçilerin bunları download ederek dinlemesi ve katılması istenir. Bir de counter koyup kaç kişinin ziyaret edilerek ortalama ne kadar hayır duası alabileceği hesaplanır. Bunun yanında, sitenin değişik bölümlerine ek butonlar koyulabilir. Mesela, "fitre gönder", "sadaka ver" butonları gayet faydalı olabilir. Yine aynı sitede "helva kavur" şeklinde bir butona tıklayarak ölü arkasından helva kavurma işlemi de yapılabilir. "Aaah ah merhum cennetlikti valla, ne iyi insandı..." nidalarının gerçek sonucu öğrenilmesi için de "günah-sevap hesaplama" menüsüne veri girilebilir. Diyelim ki biz merhum, bir sürü insana iyilik yapmışız. Her yapılan iyiliğe bir derece verilip buraya veri olarak kaydedilmesine imkân sağlanır. Aynı şekilde kötülük yaptığımız insanlar da "hakkım var" butonuna tıklayarak kötü verileri girerler. Sonuçlar ana sayfada anlık olarak güncellenerek yayınlanır. Eğer kişinin cehennemlik yönü ağır basıyorsa fatiha ve yasin forwardlarına hız verilir. Cenaze işlemleri, "mezarliklarmudurlugu.gov.tr" adresinden online sipariş verilerek yapılır. Cenaze namazımız da bir chat odasında admin olmuş bir imam tarafından kılınır. Sözgelimi, imam admin olarak odanın ortasına yazacaktır: "Merhumu nasıl bilirdiniz?" Cemaat teker teker yazacaktır: "İyi bilirdik, ok." Eğer cemaatten birisi "kötü bilirdik, sürekli virüs yollardı, spam mail atardı" falan yazmaya kalkarsa imam hemen o nicki banlayacaktır. Eğer cemaatteki çatlak sesler artarsa server ban çeker. Bir de bazı durumlarda, "bu adamın cenaze namazı kılınır mı, kılınmaz mı" tartışması olabilir. Misal, biri çıkıp "ya bu adam hep porno sitelerde gezerdi, hackerlıkla falan uğraşırdı, cenaze namazı kılınması caiz midir?" diye sorabilir. Bu durumda kişinin en az üç kez ?islam.com? sitesine girmiş olması şartı aranabilir. Cenaze namazımız kılınıp geri dönüşüm kutusuna bir daha geri dönüşmeyecek şekilde atıldıktan ve "41 yasin forward et","helva kavur" butonlarıyla bütün merasim bitirildikten sonra yine web sitesine konulmuş bulunan "ince ince ağla, sık sık özle" butonuna tıklanır. Hafif ağlama efektli screensaver yaratılır, bir powerpoint programında. Ayrıca web sitesinde yapacağımız ayarlamalarla 40'ı çıktığında Kur'an okutulur. Sene-i devriyesi geldiğinde de yine ruhumuza yasin ve hatim forward edilir. Yaaa, işte böyle ölürüz biz... August 29 EinsteinTanrı Var mıdır ? Bir üniversite profesörü öğrencilerine su soruyu sorar; - 'Var olan her şeyi Tanrımı yarattı?' Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar. Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine 'evet efendim' diye yanıtlar. Profesör devam eder; Öğrenci böyle bir önerme karşısında şaşırır ve yerine oturur. Profesör ise öğrencilerine bir kez daha Tanrı'nın içindeki kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur. Bu arada bir öğrenci ayağa kalkar ve; Öğrenci ayağa kalkar ve 'Soğuk var mıdır? diye sorar. Profesör; Nasıl bir soru bu böyle, tabi ki vardır ' diye yanıtlar. 'Sen hiç soğuktan üşümedin mi?' Öğrenci ; -'Aslında, fizik yasalarına göre soğuk yoktur. Yaşamda/realitede biz soğuğu sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir şekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. Örneğin, Absolute 0 (-460 derece F) sıcaklığın kesin yokluğudur (hiç olmadığı seviyedir). Tüm maddelerin bu seviyede reaksiyon verme özellikleri - Profesör, karanlık var mıdır? Profesör ; Öğrenci yanıtlar, Son olarak öğrenci profesöre gene sorar; Bu kez profesör pek emin olamamakla birlikte yanıtlar; Öğrenci devam eder; Profesör yerine oturur. Genç öğrencinin adı August 26 CadiKadınlar "cadı" mıdır?Yapılan bir savaşta ünlü kral Arthur maalesef esir düşer. Karşı tarafın kralı bu büyük şahsı affedebileceğini ancak bir şartı olduğunu söyler. Kendisine bir soru soracaktır. Eğer Arthur soruya doğru cevap verebilirse hayatı kurtulacak aksi takdirde ölecektir. Soruya cevap verebilmesi için 1 sene süresi vardır. Soru aynen söyledir: Kadınlar ne isterler? Bu soru tabi ki dünyanın en zor sorusu. Ancak kralın fazla bir tercih şansı yoktur. Ülkesine geri döner. Türlü alimlere, bilirkişilere danışır ama soruya tam bir doğru yanıt bulamaz. Bu sorunun cevabını sadece yaşlı bir cadı bilmektedir. Artık en son gün gelmiştir ve Arthur mecburen cadıya gider. Cadı soruya cevap verecektir ancak bir şartı vardır. Cadı cevap karşılığında Arthur'un yakın arkadaşı ve en iyi ve yakışıklı şovalyesi ile evlenmek istemektedir. Arthur yıkılır ve bunu kabul edemeyeceğini söyler ve cadının yanından ayrılır. Şovalye olanları duyar ve krala koşup hiçbir seyin Arthur'un hayatından daha önemli olamayacağını söyler. Ve cadıdan cevabı alırlar. "Her zaman kendi özgür iradeleriyle karar almak isterler." Evet kesinlikle doğru olan bu cevap sayesine kralın hayatı kurtulur, ancak şovalyenin hayatı sönmüştür. Cadı dünyanın en çirkin görünüşlü mahlukatıdır. Yemek yerken kusar, tükürür ve her olumsuz davranışı gösterir. Şovalye ile evlenme gününde bile iğrenç davranışlar göstermiştir. Nihayet şovalye için en kötü an yani gerdek gecesi gelir. Ancaaaakk odaya girdiğinde karşısında cadı yerine dünyanın en güzel kadınını görür. Acayip şaşırır ve sorar. "Sen kimsin?". Kadın cevap verir. "Ben evlendiğin cadıyım. Ancak gündüzleri son derece çirkin ve geceleri son derece güzel olurum. Ya da gündüzleri son derece güzel veya geceleri son derece çirkin olurum. Nasıl gözükeceğime sen karar vereceksin". Şovalye çok kısa bir süre düşünür. Geceleri mükemmel bir sevgili mi yoksa gündüzleri eşiyle beraber kazanacağı saygınlık mı? Ve şöyle cevap verir. "Nasıl olmak istediğine sen karar ver lütfen. Ben senin her haline karşı saygılıyım." Cadı bu karar karşışında çok sevinir. "Sen bana seçme özgürlügünü verdin ve beni kısıtlamadın şovalyem. Bu yüzden ömür boyu yanında güzel ve saygılı biri olarak gözükeceğim". Pekiiiii burdan çıkarttığımız sonuç ne? Biz size söyleyelim isterseniz: Kadınlar ister son derece güzel ister son derece çirkin olsun her zaman cadıdırlar August 23 SELAM
Bir gün yollarimiz ayrilsa da ve ben bir yerlerdeysem, seni görme olanagim olursa, bosa geçirilmis bir yasam gördügüm her sefer nasil üzüldüysem öyle üzülecegim, ask yürüyüsünü tamamlayamamis bir yasam beni hüzünlendirir.Kendine dikkat et. Hayatta yanlislarin yerine dogrulari koymak istediginde sunu animsa: yapilacak ilk devrim insanin kendi içinde yapacagidir, evet ilk ve en önemli devrim budur. Insan kendi hakkinda bir düsünceye sahip degilken, ne istedigini, hayattan ve insanlardan ne bekledigini bilmiyorken bir düsünce ugruna savasmak yapilabilecek en tehlikeli seylerden biridir.Hayatini basitlestirme ve ucuz zevkler ugruna harcama onu. Hayatm ilkbaharda daglardaki karlarin erimesi kadar çabuk sona erer. Anlamadan bitiverir.
Yasadigimiz her saniye bize bahsedilmis birer mucize olsa gerek. O kadar ki,geri alinmasi ve tekrar yasanmasi olanaksiz. Bunu bil ve her sikintili aninda bunu animsa. Acilari ve üzüntüleri, hayatinin büyük bölümüne yayarak kendini yipratma. Dolu dolu, heyecanla, severek, sevilerek yasa. Sevmekten ve çok sevilmekten korkma. Sevmek, en yüce deger; ölesiye, uçsuz bucaksiz sevmek. Sevilmekte bir o kadar. Sevmenin güzelligi, sevilmenin izdirabinda, sevgisizligin sizisi içimizde sakli. Bir gün arkana baktiginda - ki o gün mutlaka gelecek tüm benligini pismanlik kaplamasin. Yapamadiklarinin pismanligiyla degil, yapabildiklerinin hazziyla yaslan. Her zaman yapilan yanlis nedir bilir misin? Hayatimizin ve hayatimizda yer eden insanlarin hiç degismeyecegini sanmaktir, trenin ray degistirmeden sonsuza kadar gidecegini düsünmektir. Oysa kaderin hayal gücü bizimkinden daha renklidir. Artik çikis yolunun kalmadigini sandigin bir durumda, umutsuzlugun zirveye vardiginda, rüzgar hiziyla her sey degisir, alt üst olur ve bir andan ötekine geçerken kendini yeni bir yasantinin, yeni insanlarin içinde bulursun. Dogru insan ve insanlarla beraber olmak ise kaderin hayal gücünün renkliligine degil, tamamen bizim seçimimize baglidir. Senin için çirpinan insanlara hak ettikleri degeri ver. Birileri için çirpinan, fedakarlik yapan, gerçekten seven insanlari yeniden bulmak çok zor. Insan elindekilerin kiymetini genellikle bilmez. Onlari kaybedince gerlerini anlar. Buna firsat verme, çok geç olabilir. Bir gün yolunu yitirdigini, sasirdigini hissettigin zaman agaçlari düsün, onlarin büyüme biçimini animsa. Unutma ki yapragi gür, ama kökü zayif bir agaç ilk güçlü rüzgarda devrilir, oysa kökü güçlü ve az yaprakli agaçta can suyu bin güçlükle dolasir. Kökler ve yapraklar ayni ölçüde gelismelidir. Çevrendeki insanlar bunu saglayabilecek nitelikte olmalidir; olaylarin içinde ve üstünde olmalisin, ancak böyle gölge ve siginak sunabilir, ancak böyle dogru mevsimde çiçekler ve meyvelerle donanabilirsin. Ve sonra önünde pek çok yol açilip sen hangisini seçecegini bilmedigin zaman herhangi birine, öylece girme; otur ve bekle. Hayatina girecek insanlari belirlerken de buna dikkat et. Dünyaya geldigin gün nasil güvenli ve derin soluk aldiysan öyle soluk al, hiçbir seyin senin dikkatini dagitmasina izin verme, bekle ve gene bekle. Dur, sessizce dur ve yüregini dinle. Seninle konustugu zaman kalk ve yüreginin götürdügü yere git, yüreginin belirledigi kisiyi seç... July 02 Siir
KEREM GİBİ
Hava kurşun gibi ağır! Bağır bağır bağır bağırıyorum! Koşun kurşun erit- -meğe çağırıyorum... O diyor ki bana: -Sen kendi sesinle kül olursun ey! Kerem gibi yana yana... "Deeeert çok, hemdert yok" Yürek- -lerin kulak- -ları sağır... Hava kurşun gibi ağır... Ben diyorum ki ona: -- Kül olayım Kerem gibi yana yana Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak, nasıl çıkar karan- -lıklar aydın- -lığa. Hava toprak gibi gebe. Hava kurşun gibi ağır. Bağır bağır bağır bağırıyorum. Koşun kurşun erit- -meğe çağırıyorum...... Nazim Hikmet |
|
||||||||||||||
|
|